L.v. Beethoven | Senfoni No. 5, Do minör, “Kader”, Op. 67

Ludwig van Beethoven

Besteci: Ludwig van Beethoven (1770-1827)
Bestelenme Tarihi: 1808

Yazıyı okurken bir yandan da eseri dinlemek isterseniz aşağıdaki başlat tuşuna basmanız yeterli. Dinleyeceğiniz eser Beethoven denildiğinde akla ilk gelen efsanevi şef Herbert von Karajan yönetimindeki Berlin Filarmoni Orkestrası tarafından seslendirilmiştir.

 

Eserin Bölümleri
Allegro con brio
Andante con moto
Allegro
Allegro

“Kader” adıyla da anılan 5. Senfoni, Beethoven’ın 1789’1arda başlayarak yavaş yavaş artan sağırlığına karşı, daha doğrusu kadere karşı, bir başkaldırması olarak görülür. 1805 yılından da önce esere başladığı sanılan, sonra onu bir kenara bırakarak 1808 başlarında tamamlayan Beethoven, 16 Kasım 1801’de, Bonn’dan arkadaşı olan Dr. Franz Wegeler’e şu satırları yazıyordu: “İki yıldır ne kadar yalnız olduğuma, neler çektiğime güç inanacaksın. Kulaklarımın kötü duyması beni bir hayalet gibi her yerde takip ediyor. Buna karşın fizik ve düşünce kudretim her zamankinden daha güçlü. Günbegün hissettiğim, ancak tasvir edemediğim hedefime yaklaşıyorum. Beethoven’ınız ancak böyle yaşayabiliyor. Hayır! Artık buna dayanamıyorum. Kaderin gırtlağına sarılmak istiyorum, tabii bana tümüyle boyun eğmeyecek. Ah, yaşam ne kadar güzel, hayatı bin kez yaşamak.”

Beethoven’ın, senfoninin ilk dört notasını arkadaşı Avusturyalı yazar Anton Schindler’e şöyle açıkladığı anlatılır: “Kader kapıyı böyle çalar!”

Gerçekten de senfoninin ilk dört notasından oluşan basit motif tüm eserin ana fikridir. Bu arada dört notanın, üç nokta-bir çizgi olarak (…-) Mors alfabesindeki “V” harfini, dolayısıyla Latince kökenli victoria (zafer) kelimesinin kısaltılmışını da tanımladığı öne sürülür. Beethoven’ın kadere başkaldırışını ve sonunda zafere ulaşmasını simgeleyen bu esere Zafer Senfonisi adı bu nedenle verilmiş, senfoni özellikle II. Dünya Savaşı sırasında gördüğü büyük ilgi sonucu adeta sembolleşmiştir.

Senfoninin Viyana’da Theater an der Wien’de 22 Aralık 1808’deki ilk yorumundan önce de bazı olaylar oldu. Eserini yönetecek olan Beethoven, bazı yazarlara göre, doğrulukta aşırıya kaçması nedeniyle müzikçileri çok eleştiriyor, her yanlış ya da eksik notada provayı durduruyor, yeniden çaldırıyordu. Sonunda orkestra üyeleri isyan edip onun prova yaptırmamasını istediler. Beethoven böylece yönetimi bırakarak yan odada provaları izlemek zorunda kaldı. Konserin programı da çok ilginçti: Birbirinin tam karşıtı olan sakin Pastoral Senfoni (No. 6) ve savaşçı 5. Senfoni’den başka Op. 86 Esterhazy Mesi’nden üç bölüm, Prag’da bestelenmiş olan ve deneyimsiz soprano Milder’in söylediği “Ah! Perfido” konser aryası, Beethoven’ın solist olarak katıldığı, bir idil havasındaki 4. Piyano Konçertosu, son olarak da “Küçük 9. Senfoni” diye tanımlanan piyano ve korolu Fantezi! Tabii bu şartlarda 5. Senfoni pek anlaşılmamış, ancak Leipzig Gewandhaus’taki ikinci yorumundan sonra saygı ve sevgi görmeye başlamıştır. Büyüklüğüne, dev yapısına ve soyluluğuna karşın çok popüler olan bu senfoniyi dinleyenlerin tepkileri de ilginçti: Fransız besteci Hector Berlioz’un (1803-1869) anlattığına göre ünlü soprano Malibran senfoniyi dinleyince o kadar etkilenmişti ki salondan baygın halde taşınmıştı. Fransız besteci Jean François Le Sueur (1760-1837) ise Berlioz’a şunları söylemiş: “Bırakın dışarı çıkayım, havaya ihtiyacım var. İnanılmaz! Harika! Beni öylesine sarstı ve duygulandırdı ki başımın nerede olduğunu bilemedim. Böyle müziğin yazılmaması gerekir!”

Berlioz da cevap vermiş: “Müsterih olun! Bu pek sık olmaz zaten!” Mendelssohn da Goethe’ye senfoniden bölümler çaldığı zaman büyük şair şöyle demiş: “Grandios! Çok büyük, çok harika! İnsan evinin yıkılacağından korkuyor!”

Prens Lobkowitz ve Kont Rasumowsky’ye ithaf edilen senfoni dört bölümlüdür:

1. bölüm 2/4’lük ölçüde, çabuk ve ateşli (Allegro con brio) tempoda, dört notanın (sol-sol-sol-mi) klarnet ve yaylı çalgılarla duyurulmasıyla başlar. Bu motif yarım ses pesleşerek, sanki tasdik ediliyormuşçasına tekrar edilir. Son notası her seferinde daha da uzayan motif, daha sonra keman ve viyolalarla, tahta üflemeli çalgıların da katılımıyla sinirli şekilde büyür, orkestranın üç darbesi üzerine çılgınca gelişir. Bu müzikli dram yalnızca 24 mezür içinde yaratılmıştır. Tüm bölüm bu motifin egemenliğindedir. Motif öyle güçlüdür ki beliren ikinci temaya bile eşlik eder. İkinci tema gelişimde tekrar işitilirse de güçsüz şekilde söner. Obua bir ara, yakınan bir ezgiyi duyurur. Sanki bir değişimi haber veren bu kadans, özlemle ve hafifçe kaybolur. Coda’da güçlü kader motifi yine yükselir.

2. bölüm, 3/8’lik ölçüde, La bemol Majör tondaki ağırca hareketli (Andante con moto) tempoda, yumuşak ve sakin havada, derin anlamlıdır. Tema ve varyasyonlar biçiminde yazılmıştır ama –tek tema yerine– iki temanın kullanımı ayrı bir özellik oluşturur. Viyolonsel ve viyolaların unison olarak duyurdukları bu sakinleştirici, teselli edici ezgiyi tahta üflemeli çalgılar işler, sonra da kemanlara ulaştırır, barışçı sona erişmesini sağlar. Fagot ve klarnetlerin marş biçiminde sunduğu parlak ikinci tema ise, bölüm boyunca çok kez diğer temayla karışır, kemanların onu sindirmeye uğraşmasına neden olur. Buna rağmen ikinci tema trompetlerle zirveye ulaşır. Bu arada ilk bölümün kader teması da eşlik partilerinde tehdit edici şekilde belirir. Beethoven bölümün iki temasının parçalarını da ustaca, özgürce ve fanteziyle işleyerek renkli bir ortam yaratır.

3. bölüm 3/4’lük ölçüde, çabuk (Allegro) tempoda bir scherzo’dur. İlk bölümün düşüncesini anımsatan bu alışılmamış scherzo, hiç de şakacı değildir. Baslar ve viyolonsellerle başlayan melodi, kornaların duyurduğu marş benzeri temayla karşı karşıya bırakılır. Kaderin vuruşunu sezdiren marş temasının belirişi gizemli ve belirsiz bir hava yaratır. Trio bölmesinde ise kontrbasların ön plana çıktığı –Berlioz’un fillerin sıçrayışına benzettiği– vahşi bir fugato ile sıkıntılı hava dağılır gibi olursa da hafif pizzicato’larla ana tema tekrar hücum eder. İlk bölümü andıran ritimde, timpaninin hafif vuruşları sırasında ise orkestra, uzun gerilimli bir susuş içindedir. Ancak güçlü kreşendoyla tüm orkestra duraksamadan son bölüme geçer.

4/4’lük ölçüde, parlak Do Majör tonda ve çabuk (Allegro) tempodaki 4. bölüm bir zafer marşı havasındadır. Bu zafer coşkusu içinde birçok yan temayla dengelenir, bunlar basit olmalarına karşın zafere katkıda bulunurken boyun eğmeyen insanın kaderi yenişini de simgeler. Bir ara üçüncü bölümün sıkıntılı havası eserse de tümüyle kaybolur, parlayan neşeyle çok hızlı (Presto) tempoda eser sona erer.[1]

 

[1] Aktüze, İrkin: Müziği Okumak, 1. Cilt. Pan Yayıncılık. İstanbul. 2002.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eight + one =